“Bırak
gitsin, dönerse senindir, dönmezse zaten hiç senin olmamıştır.” Kulağa ne kadar
etkileyiciymiş gibi geliyor değil mi? Hatta yazıcıdan şöyle şekilli bir çıktısı
alınıp, buzdolabına asılası bir söz gibi duruyor. Fakat temelinin olmadığını
tespit ettik ve yıkım kararı aldık. Yıkım ekibi şu an yolda varmak üzereler.
Bu
kendini söz zanneden kelimeler yığınını neredeyse bilmeyen yoktur herhalde. İlk
söyleyenin kim olduğu önemli değil. Önemli olan sözün temelsiz olması ve feci
halde yayılmış olması. Neden temelsiz? Çünkü sevdiğin ve seni terk eden her ne
(kedi, köpek, vs) veya her kimse (sevgilin, dostun, vs) zaten hiç senin
değildi. Sahibi olabileceğin tek şey belki kendinsindir ki kendinin bile sahibi
sen değilsin. Kendimin sahibi benim diyorsan hadi ölümünü engelle. Birisini
sevmek ve onun seninle birlikte olmasını ummak güzel şey ama sahibi olduğunu
zannetmek çok vahim. Ayrıca seni terk ettiyse kim bilir ne halt ettin? Ama ben bu
sözün yayılma nedenini anladım. Biz milletçe sevdiklerimizi kendi malımız sanıyoruz
da ondan. “Ya benimsin ya toprağın” diyen Türk filmleriyle büyüdük. Bunu gerçek
sanmamız doğal tabi.
Bu
sözü duyup da hayran olan, kuyruk acısı olanlara sesleniyorum; sözü beğendiniz
belki ama yıkım kararı aldık ve yıkıyoruz efendim. Çok istiyorsanız yerine
yenisini dikelim. Üstelik bu yeni diktiğimizin temeli olduğundan kolay kolay
yıkılmaz. Buyurun sizin için geliyor; “Gittiyse ve geri dönmesini istiyorsan
git özür dile. Geri dönerse hak etmişsindir, dönmezse yine hak etmişsindir.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder