Böylesine güzel bir dünyada sağlıklı olmanın nasıl bir özgürlük olduğunu
hepimiz biliriz. Hatta “her şeyin başı sağlık” deriz, çünkü biliriz sağlık
sıkıntıda olunca yaşam felç olur. Hastalandığımız da sağlığımıza kavuşmaktan
başka hiçbir şeyin önemi ve önceliği yoktur. Sadece kendimiz hastalandığımızda
değil, canımız kadar sevdiklerimiz hastalandığında da aynı şeyi yaşarız. Hele
en değerli emanetimiz olan yavrularımıza bir şey olduğunda, iyileşene kadar
zamanın nasıl zor geçtiğini anne babalar çok iyi bilir.
İstanbul Havaalanı’nda görev yaptığım
dönemde, bir gün bir yolcu ile tanışıp, konuşmuştum. Oldukça yorgun görünen bir
bey 9-10 yaşlarındaki hasta oğlunun İstanbul’da doktor kontrolünü yaptırmış,
memleketine geri götürüyordu. Hastalığın çaresi varmış elbet ama gerekli olan
şey “ilik nakli” imiş. Çocuğun lösemi yani kan kanseri olduğu anlaşıldığından
bu yana başlamış ailenin çilesi. Ellerinde avuçlarında ne varsa tedaviye
harcamışlar harcamasına ama konu organ bulmaya gelince iş para bulmaktan daha
zor bir hal almış. Beyefendi bana “biliyor musunuz?” diye sordu. “Ülkemizde
organ arayan vatandaşların aradıkları organ çoğunlukla İsrail, Yunanistan gibi
ülkelerden bulunuyor” dedi. Yakın zaman önce savaştığımız Yunanistan şimdi
imdadımıza koşuyor anlaşılan.
Tanık olduğum bu kısa diyalog beni
derin düşündürmüştür. Ülkemizde yüksek nüfusa rağmen, bağışlanan organ sayısı
çok az. Bu çok büyük oranda bilinçsizlikten ve hatta yanlış bilgi
alışverişinden kaynaklanıyor. Konuyu araştırıp, en yakın hastanede organlarımı
bağışladım ve 5 dakika gibi bir sürede tüm işlemlerin tamamlanması çok
şaşırtıcı ve gurur verici geldi bana.
Söz halkın bilincinden açılmışken,
konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için yaptığım araştırmaları
paylaşmak istiyorum. Organ bağışı konusunda halkımızın çoğunlukla bilgi sahibi
olmadığı hususlardan birisi bağışın nerede ve nasıl yapılacağı konusudur. Organ
bağışı İl Sağlık Müdürlüğü, hastaneler ve organ nakli yapan merkezlerde
yapılabilir. İşlem esnasında organlarınızın tamamı veya hangilerini bağışlamak
istediğiniz tespit ediliyor. Sizin ve yakınınız olan iki kişinin iletişim
bilgileri alınıyor. Yapmış olduğunuz bağışa istinaden tarafınıza bir kart
veriliyor ve sistemde tüm hastanelerde görülebilecek bir kayıt oluşturuluyor.
Bağış işleminin gerçekleşebilmesi için size verilen kart tek başına yeterli
değildir. Ailenizin ya da yakınlarınızın rızası olmadan organlarınız
alınamayacağından, bu kararınızı onlarla paylaşmanız gerekmektedir. Ayrıca,
bağış sonrası kararınızdan vazgeçmeniz halinde, yakınlarınıza yeni kararınızı
bildirmeniz ve kartı yırtıp atmanız uygulama açısından yeterli oluyor.
Bir diğer husus da, organ bağışının
dinimizce uygun olup olmadığı konusudur. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı
Din İşleri Yüksek Kurulu, organ bağışını insanın insana yapabileceği en büyük
yardım olarak tanımlamış, 06.03.1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ
naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Kur’an-ı Kerim Maide Suresi, Ayet 32 konu
hakkında dinimiz açısından aydınlatıcı referans olarak gösterilmektedir.
Kafalarda beliren soru işaretlerinden
birkaçı da, ölüm sonrası organın nasıl, kimler ve hangi şartlar altında
alınacağı konularıdır. Bu konular hakkında şu bilinmelidir ki, bağış yalnızca
hastanede gerçekleşen ölümlerde yapılabiliyor. Kişinin ölümünün tıbben kabulü
durumunda, yakınlarının onayı alınarak, gerekli organlar ameliyatla
alınabiliyor.
Ülkemize pek çok hizmetler vermiş ve
vermeye devam eden değerli üstat Hayrettin Karaca’nın her kişiye ve koşula uyan
bir sözü var. Der ki, “olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var”. Kısacası,
verecek bir şeylerimiz mutlaka var. Hayatın kime ne getireceğini bilemiyoruz
ama bilmemiz gereken bir gerçek var, o da hepimizin borcunun olduğu.
Lütfen bu konuda düşünün ve harekete
geçin. Böylece hem hayat kurtarmanın, hem de organ mafyasına engel olmanın
huzurunu yaşayın.
Demet Yıldırım Durmuş

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder