20 Şubat 2015 Cuma

ORGAN BAĞIŞI

Böylesine güzel bir dünyada sağlıklı olmanın nasıl bir özgürlük olduğunu hepimiz biliriz. Hatta “her şeyin başı sağlık” deriz, çünkü biliriz sağlık sıkıntıda olunca yaşam felç olur. Hastalandığımız da sağlığımıza kavuşmaktan başka hiçbir şeyin önemi ve önceliği yoktur. Sadece kendimiz hastalandığımızda değil, canımız kadar sevdiklerimiz hastalandığında da aynı şeyi yaşarız. Hele en değerli emanetimiz olan yavrularımıza bir şey olduğunda, iyileşene kadar zamanın nasıl zor geçtiğini anne babalar çok iyi bilir.

İstanbul Havaalanı’nda görev yaptığım dönemde, bir gün bir yolcu ile tanışıp, konuşmuştum. Oldukça yorgun görünen bir bey 9-10 yaşlarındaki hasta oğlunun İstanbul’da doktor kontrolünü yaptırmış, memleketine geri götürüyordu. Hastalığın çaresi varmış elbet ama gerekli olan şey “ilik nakli” imiş. Çocuğun lösemi yani kan kanseri olduğu anlaşıldığından bu yana başlamış ailenin çilesi. Ellerinde avuçlarında ne varsa tedaviye harcamışlar harcamasına ama konu organ bulmaya gelince iş para bulmaktan daha zor bir hal almış. Beyefendi bana “biliyor musunuz?” diye sordu. “Ülkemizde organ arayan vatandaşların aradıkları organ çoğunlukla İsrail, Yunanistan gibi ülkelerden bulunuyor” dedi. Yakın zaman önce savaştığımız Yunanistan şimdi imdadımıza koşuyor anlaşılan.

Tanık olduğum bu kısa diyalog beni derin düşündürmüştür. Ülkemizde yüksek nüfusa rağmen, bağışlanan organ sayısı çok az. Bu çok büyük oranda bilinçsizlikten ve hatta yanlış bilgi alışverişinden kaynaklanıyor. Konuyu araştırıp, en yakın hastanede organlarımı bağışladım ve 5 dakika gibi bir sürede tüm işlemlerin tamamlanması çok şaşırtıcı ve gurur verici geldi bana.

Söz halkın bilincinden açılmışken, konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için yaptığım araştırmaları paylaşmak istiyorum. Organ bağışı konusunda halkımızın çoğunlukla bilgi sahibi olmadığı hususlardan birisi bağışın nerede ve nasıl yapılacağı konusudur. Organ bağışı İl Sağlık Müdürlüğü, hastaneler ve organ nakli yapan merkezlerde yapılabilir. İşlem esnasında organlarınızın tamamı veya hangilerini bağışlamak istediğiniz tespit ediliyor. Sizin ve yakınınız olan iki kişinin iletişim bilgileri alınıyor. Yapmış olduğunuz bağışa istinaden tarafınıza bir kart veriliyor ve sistemde tüm hastanelerde görülebilecek bir kayıt oluşturuluyor. Bağış işleminin gerçekleşebilmesi için size verilen kart tek başına yeterli değildir. Ailenizin ya da yakınlarınızın rızası olmadan organlarınız alınamayacağından, bu kararınızı onlarla paylaşmanız gerekmektedir. Ayrıca, bağış sonrası kararınızdan vazgeçmeniz halinde, yakınlarınıza yeni kararınızı bildirmeniz ve kartı yırtıp atmanız uygulama açısından yeterli oluyor.

Bir diğer husus da, organ bağışının dinimizce uygun olup olmadığı konusudur. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, organ bağışını insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak tanımlamış, 06.03.1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Kur’an-ı Kerim Maide Suresi, Ayet 32 konu hakkında dinimiz açısından aydınlatıcı referans olarak gösterilmektedir.

Kafalarda beliren soru işaretlerinden birkaçı da, ölüm sonrası organın nasıl, kimler ve hangi şartlar altında alınacağı konularıdır. Bu konular hakkında şu bilinmelidir ki, bağış yalnızca hastanede gerçekleşen ölümlerde yapılabiliyor. Kişinin ölümünün tıbben kabulü durumunda, yakınlarının onayı alınarak, gerekli organlar ameliyatla alınabiliyor.

Ülkemize pek çok hizmetler vermiş ve vermeye devam eden değerli üstat Hayrettin Karaca’nın her kişiye ve koşula uyan bir sözü var. Der ki, “olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var”. Kısacası, verecek bir şeylerimiz mutlaka var. Hayatın kime ne getireceğini bilemiyoruz ama bilmemiz gereken bir gerçek var, o da hepimizin borcunun olduğu.

Lütfen bu konuda düşünün ve harekete geçin. Böylece hem hayat kurtarmanın, hem de organ mafyasına engel olmanın huzurunu yaşayın.


Demet Yıldırım Durmuş 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder