Herhangi bir şey olabilmek için, önce hiçbir şey olmamam gerekti. Bu epey zamanımı aldı. Küllerimden kelimeler doğdu. Bir araya gelip şiirler, makaleler, romanlar, öyküler oluşturdular. Onlar bana misafirler, ben de bu dünyaya...
26 Aralık 2014 Cuma
KUTLU DOĞUM HAFTASI
Dün İsa peygamberin doğum günüydü; "25 Aralık". Dolayısıyla kutlu doğum haftası diye tabir ettikleri bir haftanın daha içindeyiz. "Dostum, İsa bizim ümmetimizin peygamberi değil, Muhammed bizimki bilmez misin?" diye düşünüp soranlar için şöyle bir sözüm olacak; "Dostum, Muhammed peygamber dinini ilan ettiğinde gelmiş geçmiş tüm peygamberleri doğrulamış ve bir tekini bile kabul etmezsen dinini yalanlamış olursun demiş, bilmez misin?"
Muhammed peygamberin doğum günü tüm İslam aleminde bin yılı aşkın süredir Hicri takvime göre kutlanmakta ve "Mevlid Kandili" diye adlandırılmakta. Hal böyle iken son yıllarda yetmeyip bir de Miladi takvime göre "kutlu doğum haftası" ismiyle tekrar kutlanmaya başlandı, duymayan yoktur sanırsam. Ben Çin (aslında eski Türk ve Kızılderili takvimi de diyebiliriz) takvimine göre de kutlanmasını talep ediyorum. O zaman ismi değişecek tabi, çünkü Çin takviminde doğum günü yılda değil, on iki yılda bir geliyor ve bir yıl sürüyor. "Kutlu doğum yılı" olarak kutlanmalı yani.
İsa peygamber bunu öğütlemiş miydi bilemem ama Muhammed peygamber yüzünün resmedilmesini yasaklamıştı. Kafasını kullanmaya bayılan (!) İslam ümmeti bunu "resim yapmak yasaktır" noktasına kadar taşıdı (düşününce böylesi bir bükme büyük başarı ! - "Son akıl bükücüler" diye filmi yapılsa tutar bence). Muhammed peygamber getirdiği bilge öğretiye odaklanılması gerektiğini düşünüp, zaman içinde öğreti möğreti unutulup, resminin putlaştırılacağını çok iyi biliyor olmalıydı (peygamber bilmeyecek de kim bilecek?). Ama biz sevgili ümmeti ne yaptık, doğum günlerini hiç sektirmeden kutladık ama ne getirdiğini bir türlü anlamadık. Tıpkı Atatürk'e de aynısını yaptığımız gibi. O da dememiş miydi; "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir; benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir" diye. Fakat bizim mutlaka resmini görmemiz ve mutlaka doğum günlerini kutlamamız gerekir, biz bundan anlarız (neyse ki senede bir, yoksa her gün her gün kutlanamaz - biraz zor olur)
Peki kutlu doğum haftasında hatırladık, andık da diğer günler ne yaptık? Aklımıza bile gelmedi. Tıpkı beş vakitte tanrı huzurunda olduğumuzu düşünüp, tanrıyı hatırlayıp da diğer zamanlar unuttuğumuz gibi. Tanrıya inancımızda burnumuzdan kıl aldırmayız eyvallah ve beş vakit onun huzurundayız da ben merak ediyorum; diğer vakitler kimin huzurundayız? Dinimize sıkı sıkı sarılıp, peygamberimizin doğum gününü kutlarız, hatta haftası kutludur da diğer günler neden kutsuzdur? İsa gavurun peygamberidir de bizim değil midir? Onun doğum günü denince akla çam ağacı gelir ve onu süslemek zinhar haramdır.
Bize bir gün değil, her gün bayramdır diyenlere benden selam olsun. Bayramımız kutlu olsun!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder