29 Aralık 2014 Pazartesi

DÜNYANIN EN BÜYÜK MUTLULUĞU BAŞLAMAKTIR

 “Dünyanın en büyük mutluluğu başlamaktır. Canlı olmak iyidir, çünkü yaşamak her zaman, her dakika yeniden başlamak demektir.” (Cesare Pavese – Yaşama Uğraşı Syf. 79)

Böyle diyor rahmetli İtalyan yazar kitabında. Gerçekten de hücrelerimizin tazelenip, bir sonraki zaman dilimine canlı olarak devam etmesi için yeni bir nefes almamız gerekir. Eski aldığımız nefes görevini başarıyla tamamlayıp, geçip gitmiş ve yerini yeni başlangıçlara, yepyeni nefeslere bırakmıştır. Oysa yaradılış tek nefeslik de olabilirdi. Hayal edince, evren öyle bir yapıda kurulabilirdi. Bir defa nefes alıp, tek nefesle tüm ömür geçebilirdi. Tıpkı iki kulak yerine alnımızın orta yerinde tek bir kulak tasarlanabileceği gibi. Fakat tasarımımız her an yeniden tazelenmek üzerine kurulmuş. Değişim ve yenilik hayatın her tasarımında gözlenen bir gerçek olduğuna göre, yaratıcının arzusu bu yönde demek ki. Ve yine demek ki değişim ve yenilenme bizim kendi öz gerçeğimiz.

Hal böyle iken biz yeniliklerden çok korkarız. Ödümüz kopar iş değiştirmekten, ev değiştirmekten, belki eş değiştirmekten. Bazen değiştirip her şeye yeniden başlarız. O zaman da çocuk gibi hevesli oluruz. Yeni bir şeye başlamanın mutluluğunu iliklerimizde hissederiz ama sonra yine her şey rutine girer. Bu defa yine rutinimizi kaybetmekten korkarız. Hiçbir heyecanımız kalmamış olsa bile.

İnsan kadar kendi doğasına ters akan, kendisiyle çelişerek yaşayan başka canlı yok. Başlamanın mutluluğu geçip gitse bile her an yeniden başlamayı akıl edemeyiz. Şimdi her şeyinizi terk edip, her şeye yeniden başlayın ve heyecanı yakalayın! Tabi ki şaka yapıyorum, böyle anlamsız bir laf edecek halim yok. Sizi süründüren koşullar olmadığı sürece tabi ki buna gerek yok. Bu çok saçma olurdu. Fakat daha saçması, heyecanı ve mutluluğu yeni bambaşka başlangıçlarda arayışımız. İlişkiniz kötü mü gitti (oysa ne emek vermiştiniz), bitirin gitsin, gelsin sıradaki! İşiniz sıkıcı mı, bırakın gitsin, ver elini yeni iş! Bu çok yorucu bir tutum doğrusu. Oysa değişim her nefeste saklıdır, her yeni kavramda değil. Yeni bir başlangıç demek zihnimizde kaderimizle ilgili yaptığımız seçim demektir. Ne demek mi istiyorum? Anlatayım efendim…

Hayatta mutluluğu ve heyecanı yanlış yerde arıyoruz demek istiyorum. Fakat gerçekten bir suçumuz yok bunda, çünkü anamız babamız dâhil, herkesten bunu görüp öğrendik. Gerçeğimiz olmuş bir kere, dolayısıyla kaderimiz olmuş (geçmişler ola). Gözümüzü başkalarının mutluluğuna öyle bir dikmişiz ki, elimizdekini hiç bilememişiz. Çocukluğumuzdan beri yarış atı gibi kıyaslanmışız. Bizden hep filancanın oğlundan daha zeki, falancanın kızından daha başarılı olmamız beklenmiş. Biz de gaza gelmiş gidiyoruz. Önceleri belki ebeveynlerimizi mutlu etmek için başlamışız buna ama sonraları o gazla devam etmişiz. Kıyaslamak ve suçlanmakla zehirlenmişiz bir kere. Oysa bir Allah’ın kulu da çıkıp dememiş bize; sen kendi özelliklerinle güzelsin diye. Bir sakin ol ve elindekileri keşfet yeter!

Yeni başlangıç, sahip olduklarının değerini ve güzelliğini yeniden görmek demektir. Her nefeste fark etmek yani. Hani Leyla ile Mecnun hikâyesinde sormuşlar ya Mecnun’a “Şu Leyla dediğin kara kuru, çirkin bir kız. Yahu ne buluyorsun bunda?” Mecnun cevap vermiş; “Siz ona benim gözümle bir bakabilseniz.” Mecnun’un bakışı olmasa Leyla dillere destan olur muydu? Hiç sanmıyorum. Şu anda yeryüzünde özel ilişkisi olan milyonlarca insanı hayal edebiliyorum. Eminim ki çoğunun sevgilisi Leyla’nın ta kendisi ama keşfedilmeyi bekliyor. Aslında bir de Leyla gibi bekleyen kendimiz varız. Kendimizi ne kadar keşfettik ki? Fakat sorun şu ki, Leyla’yı aramaktan Mecnun olduğumuzu unutmuşuz. İşte ben “başlamak” derken tam da bunu kastediyorum. Her nefeste yeniden başlatmamız gereken şey, kendi bakış açımızın ayarı.

Mutlu olmak için belki de hiçbir şeyinizi değiştirmenize gerek yoktur. Lütfen bir kez daha düşünün ve hayatınızı yenilemeye hazır olun. Bunun için her an bakış açınızın ayarını yapmak yeterli. Karşınızda sinirle bağıran birisi varsa, siz de elektrik akımına kapılıp gaza gelmeyin mesela. Onun sinirlenince yüzünün aldığı halin komikliğini yaşamayı tercih edin. İşler kötüye gittiğinde bu durumdan yakınmak yerine, hangi yanlış adımların sizi bu neticeye taşıdığını görmek için fırsat verin kendinize. Hayat aslında kuralları bilindiğinde çok eğlenceli bir oyun gibi. Aynı hataları tekrar etmek ve yine de akıllanmamak yerine, bir tanesinde hakikati görmek yeterli. Hatta kendimizin değil, başkalarının yaşadıkları bile bazı şeyleri görmemiz için yeter de artar bile. Üstelik sonunda bir de ölüm denen bir gerçeklik var (ne de çok unutuyoruz). Kendimizi değiştirmek, koşulları değiştirmekten daha kolay, çünkü bu elimizde, diğeri değil. Sizi bu seçimi yapmaya davet ediyorum. Göreceksiniz sular sizin tarafınızdan akmaya başlayacak.

Rahmetli İtalyan“Dünyanın en büyük mutluluğu başlamaktır. Canlı olmak iyidir, çünkü yaşamak her zaman, her dakika yeniden başlamak demektir.” derken belki bu yazdıklarımı kastetmedi. Ya da belki tam da bunu kastetti fakat kendini öldürmeyi tercih ettiğinde (otel odasında ilaç içerek öldü) bu sözlerini çoktan unutmuştu. Ama ben unutmamayı seçiyorum. Kendime her nefeste yeniden başlamaya, hayatı karşılamaya, hayatımın Mecnun’u olmaya söz veriyorum. Çok şükür seçim özgürlüğüm var. Kendime mutluluğu layık görüyorum. Nazar etme ne olur, düşün senin de olur.

Demet Yıldırım Durmuş 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder