“Dünyanın
en büyük mutluluğu başlamaktır. Canlı olmak iyidir, çünkü yaşamak her zaman,
her dakika yeniden başlamak demektir.” (Cesare Pavese – Yaşama Uğraşı Syf. 79)
Böyle
diyor rahmetli İtalyan yazar kitabında. Gerçekten de hücrelerimizin tazelenip,
bir sonraki zaman dilimine canlı olarak devam etmesi için yeni bir nefes
almamız gerekir. Eski aldığımız nefes görevini başarıyla tamamlayıp, geçip
gitmiş ve yerini yeni başlangıçlara, yepyeni nefeslere bırakmıştır. Oysa
yaradılış tek nefeslik de olabilirdi. Hayal edince, evren öyle bir yapıda
kurulabilirdi. Bir defa nefes alıp, tek nefesle tüm ömür geçebilirdi. Tıpkı iki
kulak yerine alnımızın orta yerinde tek bir kulak tasarlanabileceği gibi. Fakat
tasarımımız her an yeniden tazelenmek üzerine kurulmuş. Değişim ve yenilik hayatın
her tasarımında gözlenen bir gerçek olduğuna göre, yaratıcının arzusu bu yönde
demek ki. Ve yine demek ki değişim ve yenilenme bizim kendi öz gerçeğimiz.
Hal
böyle iken biz yeniliklerden çok korkarız. Ödümüz kopar iş değiştirmekten, ev
değiştirmekten, belki eş değiştirmekten. Bazen değiştirip her şeye yeniden
başlarız. O zaman da çocuk gibi hevesli oluruz. Yeni bir şeye başlamanın
mutluluğunu iliklerimizde hissederiz ama sonra yine her şey rutine girer. Bu
defa yine rutinimizi kaybetmekten korkarız. Hiçbir heyecanımız kalmamış olsa
bile.
İnsan
kadar kendi doğasına ters akan, kendisiyle çelişerek yaşayan başka canlı yok.
Başlamanın mutluluğu geçip gitse bile her an yeniden başlamayı akıl edemeyiz.
Şimdi her şeyinizi terk edip, her şeye yeniden başlayın ve heyecanı yakalayın!
Tabi ki şaka yapıyorum, böyle anlamsız bir laf edecek halim yok. Sizi
süründüren koşullar olmadığı sürece tabi ki buna gerek yok. Bu çok saçma
olurdu. Fakat daha saçması, heyecanı ve mutluluğu yeni bambaşka başlangıçlarda
arayışımız. İlişkiniz kötü mü gitti (oysa ne emek vermiştiniz), bitirin gitsin,
gelsin sıradaki! İşiniz sıkıcı mı, bırakın gitsin, ver elini yeni iş! Bu çok
yorucu bir tutum doğrusu. Oysa değişim her nefeste saklıdır, her yeni kavramda
değil. Yeni bir başlangıç demek zihnimizde kaderimizle ilgili yaptığımız seçim
demektir. Ne demek mi istiyorum? Anlatayım efendim…
Hayatta
mutluluğu ve heyecanı yanlış yerde arıyoruz demek istiyorum. Fakat gerçekten
bir suçumuz yok bunda, çünkü anamız babamız dâhil, herkesten bunu görüp
öğrendik. Gerçeğimiz olmuş bir kere, dolayısıyla kaderimiz olmuş (geçmişler
ola). Gözümüzü başkalarının mutluluğuna öyle bir dikmişiz ki, elimizdekini hiç
bilememişiz. Çocukluğumuzdan beri yarış atı gibi kıyaslanmışız. Bizden hep filancanın
oğlundan daha zeki, falancanın kızından daha başarılı olmamız beklenmiş. Biz de
gaza gelmiş gidiyoruz. Önceleri belki ebeveynlerimizi mutlu etmek için başlamışız
buna ama sonraları o gazla devam etmişiz. Kıyaslamak ve suçlanmakla
zehirlenmişiz bir kere. Oysa bir Allah’ın kulu da çıkıp dememiş bize; sen kendi
özelliklerinle güzelsin diye. Bir sakin ol ve elindekileri keşfet yeter!
Yeni
başlangıç, sahip olduklarının değerini ve güzelliğini yeniden görmek demektir.
Her nefeste fark etmek yani. Hani Leyla ile Mecnun hikâyesinde sormuşlar ya
Mecnun’a “Şu Leyla dediğin kara kuru, çirkin bir kız. Yahu ne buluyorsun bunda?”
Mecnun cevap vermiş; “Siz ona benim gözümle bir bakabilseniz.” Mecnun’un bakışı
olmasa Leyla dillere destan olur muydu? Hiç sanmıyorum. Şu anda yeryüzünde özel
ilişkisi olan milyonlarca insanı hayal edebiliyorum. Eminim ki çoğunun
sevgilisi Leyla’nın ta kendisi ama keşfedilmeyi bekliyor. Aslında bir de Leyla
gibi bekleyen kendimiz varız. Kendimizi ne kadar keşfettik ki? Fakat sorun şu
ki, Leyla’yı aramaktan Mecnun olduğumuzu unutmuşuz. İşte ben “başlamak” derken
tam da bunu kastediyorum. Her nefeste yeniden başlatmamız gereken şey, kendi
bakış açımızın ayarı.
Mutlu
olmak için belki de hiçbir şeyinizi değiştirmenize gerek yoktur. Lütfen bir kez
daha düşünün ve hayatınızı yenilemeye hazır olun. Bunun için her an bakış
açınızın ayarını yapmak yeterli. Karşınızda sinirle bağıran birisi varsa, siz
de elektrik akımına kapılıp gaza gelmeyin mesela. Onun sinirlenince yüzünün
aldığı halin komikliğini yaşamayı tercih edin. İşler kötüye gittiğinde bu
durumdan yakınmak yerine, hangi yanlış adımların sizi bu neticeye taşıdığını
görmek için fırsat verin kendinize. Hayat aslında kuralları bilindiğinde çok
eğlenceli bir oyun gibi. Aynı hataları tekrar etmek ve yine de akıllanmamak
yerine, bir tanesinde hakikati görmek yeterli. Hatta kendimizin değil,
başkalarının yaşadıkları bile bazı şeyleri görmemiz için yeter de artar bile. Üstelik
sonunda bir de ölüm denen bir gerçeklik var (ne de çok unutuyoruz). Kendimizi
değiştirmek, koşulları değiştirmekten daha kolay, çünkü bu elimizde, diğeri
değil. Sizi bu seçimi yapmaya davet ediyorum. Göreceksiniz sular sizin
tarafınızdan akmaya başlayacak.
Rahmetli
İtalyan“Dünyanın en büyük mutluluğu başlamaktır. Canlı olmak iyidir, çünkü
yaşamak her zaman, her dakika yeniden başlamak demektir.” derken belki bu yazdıklarımı
kastetmedi. Ya da belki tam da bunu kastetti fakat kendini öldürmeyi tercih
ettiğinde (otel odasında ilaç içerek öldü) bu sözlerini çoktan unutmuştu. Ama
ben unutmamayı seçiyorum. Kendime her nefeste yeniden başlamaya, hayatı
karşılamaya, hayatımın Mecnun’u olmaya söz veriyorum. Çok şükür seçim
özgürlüğüm var. Kendime mutluluğu layık görüyorum. Nazar etme ne olur, düşün
senin de olur.
Demet
Yıldırım Durmuş

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder